Çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi. Karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana. Önceleri hiç bilmediğim adını şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım. Gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor. Gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seni. Dudaklarından çıkan her kelime, suya bir taş atılmışcasına büyüyor içimde. Nereye gitsem kulaklarımda o yarı karanlık, çocuksu sesin. Ve gözlerin; esmer bir akşam üstünün serin hüznünü getiren gözlerin... Görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor. Uzaklaştıkça yaklaşıyorum sana. Dahası, yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum.
Belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Düşün, çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum. Bir insanın kendini aldatması ne güç. Bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor, fakat anlatamıyorum. Ya da onun arkasına gizlediğim sevilmemek korkusu. Küçük küçük aldanmalarla kendimi avutmaya çalışıyor, düştüğüm çıkmazda bir teselli arıyorum. Kim bilir, belki karşılıklı bir oyun oynuyoruz seninle. Belki de aynı korkular içindeyiz, birbirimizden haberimiz yok.
Sevmek, seni alabildiğine sevmek. Hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek. Tutmak ellerinden o derinlere inmek, gitmek oralara, o yerlere. Susmak, susmak; korkudan ölünceye kadar.
Korktukça biraz daha saplanıyorum çamura. Bakışların biraz daha derine çekiyor beni.
"Sen güneşi bekleyedur, bu kapıdan karanlıklar gelecek."
Devious Comments
--
..
--
çekilebilirsin sebastian.
--
..
Previous PageNext Page